Haftada 2.400 pixellik bir bütçen var. Pixelin fiyatı tuvalin her yerinde aynı olduğu için ne yaparsan yap ödediğin tutar değişmiyor. Değişen tek şey o 2.400 pixeli tuvale nasıl dağıttığın, ve bu karar sonucu bütçeden daha çok etkiliyor.
Aynı bütçe, üç dağılım
Fiyat tek satır: pixel başına haftalık tek bir fiyat (güncel fiyat Sıkça sorulan sorular sayfasında), en küçük birim 10 × 10'luk bir blok (100 pixel). 2.400 pixel = 24 blok. Bunu üç şekilde kullanalım.
A — Tek alan: 60 × 40 pixel. 6 × 4 blok, 2.400 pixel. Tuvalin binde 2,4'ü tek parça hâlinde.
B — İki alan: 40 × 30 pixel × 2. Her biri 1.200 pixel. Toplam 2.400 pixel. Tuvalin iki farklı bölgesinde iki orta boy alan.
C — Altı alan: 20 × 20 pixel × 6. Her biri 400 pixel. Toplam 2.400 pixel. Tuvale serpiştirilmiş altı küçük kare.
Üçünün de maliyeti kuruşu kuruşuna aynı, çünkü üçü de 2.400 pixel; kaç hafta tutarsan tut bu eşitlik bozulmaz. Yani bu bir bütçe karşılaştırması değil, bir biçim karşılaştırması.
Büyük alan tanınır, küçük alanlar rastlanır
İkisi farklı işler yapıyor.
Tek büyük alan tanınma üretir. 60 × 40'lık bir dikdörtgende logo ve bir kelimelik mesaj rahat durur. Tuvale bakan biri onu bir kez görür ve ne olduğunu anlar. Bir daha baktığında da aynı yerde bulur — "şu üstteki turuncu kutu" diye tarif edilebilir bir şeye dönüşür. Tarif edilebilirlik, bir reklam alanının sahip olabileceği en ucuz avantajdır.
Dağıtılmış küçük alanlar rastlanma ihtimali üretir. Tuval tek bir görüntü ama kimse onu bir seferde, düzenli bir tarama ile okumuyor. Göz birkaç noktaya konar, bir yerlerde takılır, kayar. Altı ayrı noktada bulunmak, o rastgele rotalardan en az birine denk gelme ihtimalini artırır. Buna karşılık her denk gelişte gösterdiğin şey çok daha küçük.
Kaba bir kural: mesajın "bu marka var" ise dağıtmak işe yarayabilir; mesajın "bu marka şunu yapıyor" ise tek parça gerekir. İkincisini 20 × 20'de anlatamazsın.
Okunabilirlik tabanı küçük alanı büyük ölçüde bitiriyor
Pixel ölçeğinde yazı için pratik alt sınır harf yüksekliğinin 5–7 pixel olması. 20 × 20 pixellik bir kutuda, kenarlarda bir-iki pixel nefes payı bırakınca elinde 16–18 pixellik bir yükseklik kalır. Buraya iki satır yazı sıkıştırmayı denersen ortaya çıkan şey yazı değil, gri bir doku olur.
Yani C seçeneğindeki altı karenin her biri pratikte tek bir işaret taşıyabilir: sadeleştirilmiş bir logo, bir harf, bir renk. Bu da şu anlama geliyor:
- Markanın sembolü tek başına tanınıyorsa dağıtmak gerçekten çalışır.
- Sembolün tek başına tanınmıyorsa, altı ayrı yerde altı kez tanınmayan bir şey göstermiş olursun. Altı kez sıfır, yine sıfır.
10 × 10'luk minimum blokta durum daha da nettir: 24 tane 10 × 10 blok alıp tuvale serpmek teknik olarak mümkün ve yine 2.400 pixel tutar, ama her biri tek renkli bir noktadan ibaret kalır. Bu bir reklam değil, bir dekorasyon.
Yoğun komşulukta küçük alan kaybolur
Konumun bir de komşuluk tarafı var. Tuval zamanla eşit dağılmıyor; bazı bölgeler kalabalıklaşıyor, bazıları seyrek kalıyor.
Kalabalık ve renkli bir bölgede 20 × 20'lik bir kare, etrafındaki gürültünün içinde ayırt edilemez hâle gelir. Aynı bölgede 60 × 40'lık bir alan hâlâ kendini gösterir, çünkü büyüklüğün kendisi bir kontrast biçimi. Tersine, seyrek bir bölgede küçük ama parlak bir kare gayet iyi iş çıkarır — çevresinde onunla yarışan bir şey yoktur.
Buradan pratik bir eşleştirme çıkıyor:
- Kalabalık bölge + küçük alan — en kötü kombinasyon. Bundan kaçın.
- Kalabalık bölge + büyük alan — çalışır, çünkü ölçek farkı kendisi dikkat çeker.
- Seyrek bölge + küçük alan — çalışır, ama o bölgeye göz gitmiyorsa hiçbir şey ifade etmez.
- Seyrek bölge + büyük alan — en güvenli, en pahalı hissettiren seçenek.
Bunlar ölçüm değil: bölge bölge bakılma oranı gösteren bir ısı haritamız yok ve uydurmuyoruz. Hangi bölgenin kalabalık olduğunu tuvale bakarak kendin görürsün.
Fiyat sabit olunca tek serbest değişken konum
Normal reklam mecralarında iyi yer pahalıdır, bütçe artırınca daha iyi yer alırsın. Burada öyle değil: her pixel aynı fiyat. Üst bandın ortasındaki bir blok da, sağ alt köşedeki bir blok da aynı fiyata kiralanır.
Bunun sonucu şu: bütçeni artırarak daha iyi bir konum elde edemezsin, sadece daha çok pixel alırsın. İyi konum parayla değil, zamanlamayla ve tercihle alınıyor — boşken seçmekle. Dolayısıyla dağılım kararını verirken şunu sor: bu 2.400 pixeli, elimdeki en iyi konumu alacak şekilde mi kullanıyorum, yoksa sadece çok yer kaplamak için mi?
Çoğu durumda doğru cevap ortada bir yerde: A ile C'nin arasındaki B seçeneği. İki adet 40 × 30'luk alan, her biri hâlâ kısa bir kelime ve bir logo taşıyabilecek büyüklükte, ama iki farklı bölgede bulunma avantajını da veriyor. Bunlardan birini kalabalık bölgenin kenarına, diğerini seyrek bir bölgeye koyarsan aynı hafta içinde iki farklı durumu test etmiş olursun.
Bölmenin görünmeyen iş yükü
Bir şey daha var ve fiyat hesabında görünmüyor: altı alan, altı ayrı kiralamadır.
Her biri için ayrı görsel hazırlarsın — ve her görsel kendi alanının oranında olmalı, yoksa ya kenarlarında boşluk kalır ya da esner. Her biri ayrı ayrı insan moderasyonundan geçer. Her birinin kendi bitiş tarihi, kendi 3 günlük hatırlatması ve kendi 48 saatlik yenileme penceresi olur. Altı alanı farklı günlerde aldıysan altı farklı takvim takip ediyorsun demektir.
Tek alanda bunların hepsi bir tane. Bu, bölmemek için tek başına yeterli bir sebep değil; ama iki alan yerine altı alan düşünüyorsan, aradaki farkın bir kısmını zamanınla ödeyeceğini bilerek karar ver. Aynı gün başlatmak bu yükü epey azaltır: bitiş tarihleri hizalanır, hatırlatmalar birlikte gelir.
Pratik özet
- 2.400 pixel her dağılımda aynı tutar. Biçim seçimi, bütçe seçimi değil.
- Yazı gerekiyorsa tek parça al; 20 × 20 ve altı sadece işaret taşır.
- Sembolün tek başına tanınmıyorsa dağıtma, topla.
- Kalabalık bölgede küçük alan alma; büyük alan ya da seyrek bölge seç.
- Kararsızsan ikiye böl, iki farklı bölge dene, bir hafta sonra kazananı büyüt.
Bölmeye karar verdiysen sıradaki soru her parçayı tuvalin neresine koyacağın: Tuvalin neresini kiralamalı